9 Nisan 2012 Pazartesi

Bugün çok şey yazasım var! Türkiyedeki eğitim sisteminden, Seyhan nehrinin kıyısına kadar geniş bir yelpaze açıldı kafamda, ingilizce de yazasım var, o kadar dolu ki kafam 3-5 kelimelik lehçemi bile kullanabilirim=) Dinlediğim yeni bir müzik grubu var mesela, sentenced grubu cross my heart and hope to die şarkısı, bu şarkıyı dinleyince aklıma gelen "böyle aşk var mı?" sorusu ve deneyimlerden faydalanarak verilen cevaplar var kafamda. Baharın gelmesiyle açan rengarenk çiçekler, mis kokulu taze kekik, sardunya ve yaseminler etrafı süslerken, içime dolan enerji ve neşe bir tarafta hayata meydan okurken, her ağacın altında bir çift görmenin kıskançlığı da var. Yükselen baraj suları ve o suların süslediği dilberler sekisi var gözlerimin önünde. Bir yandan da okulda karşılaştığım çocukların bilgisizlikleri meşgul ediyor beyin hücrelerimi." astronomi ne demek?" diyen sınıf öğretmenleri ve "astronomiyi çok gereksiz buluyorum" diyen fizik öğrencilerini görmek içimi sızlatırken, onların değil sistemin hatası diyerek avutuyorum kendimi. Dünyanın sonu geldiğinde göreceğim ben sizi=)
Astronomi demişken uzaktan yakından bir alakam yok profesyonel açıdan. Sadece takılıyorum;)
Öyle hemen gözlerinizi pörtletmeyin, BOŞ bir insan değilim ben. 3 üniversite diplomam var ve yüksek lisans yapıyorum. Hayatım sadece çalışmaktan ibaret gibi görünse de öylede değil aslında. Eğlenmeyi de bilirim. Lafı açılmışken nisan sonu en güzel zaman derler, balooning yapmak için, türkçe karşılığını nasıl kullanacağımı bilememek çok acı! Bildiğim kadarıyla en uygun yer belki de tek yer (çok fazla araştırmadım) kapadokya bu iş için. Gidip balonla yükselik kapadokyayı kuş bakışı seyretmek çok eğlenceli olacak, özellikle bunun için aylardır para biriktirdiğimi düşünürsek kesinlikle çok eğleneceğim. Bir de paraşütle atlamak istiyorum bir yerlerden. Yahu şu ingilizce ne güzel bişe -ing ekliyorsun sonuna oldu bitti, Parachuting mesela.
dobrze wieczór...